NİKAH VE SÖZ

İyi ve kötü günde, darlıkta ve bollukta, kederde ve sevinçte” gibi nikâh memurunun evlenecek eşlerden aldığı rutin söz sıradanlaşsa da, kıyamete kadar anlam ve önemini korumaya devam edecektir. Çünkü bu birliktelik sözü, toplumsal hayatın başlangıç noktasıdır. Nasıl ki varlık, “Ol” diye bir söz ile başladıysa, varlığın büyük aktörü olan insan da aile hayatına bereketli bir söz ile başladı. Öyle bereketliydi ki Hz Âdem ve eşi Havva ile atılan ilk adım, genişleyerek boylara kabilelere ve devletlere ayrıldı.

Bilindiği gibi İnsan, toplumun bir parçasıdır. Ancak, toplumu besleyen asli unsur ailedir. Aile, aynen canlı bir organizmanın hücreleri gibidir. Hücreler parçalandığında bünye zayıflamakta, bütünlüğünü koruduğunda ise kuvvetlenmektedir. Eşler arasındaki uyumun tezahürleri ilk önce aile bireylerine daha sonra topluma yansımakta ve dolayısıyla merkezden çevreye doğru bir huzur ve güven iklimi oluşturmaktadır. Unutulmamalı ki aile yapılarının sağlamlığı faziletli insanların varlığıyla mümkündür. İşte bu yüzden nikâhta şahitler huzurunda taraflardan kalıcı bir söz istenir. Zımnen taraflara, “toplumun geleceği ve selameti için yuva kurup,şahsiyetli nesiller yetiştirerek geleceği inşa etmeye söz veriyor musunuz” denilir. Nikâh bu yüzden mübarektir, bu yüzden muhterem ve muazzezdir. Hatta “nikâh kıyıldıktan sonra sağa sola bakılmaz” diye namaza benzetenler bile olmuştur.

Evlilik bir yoldur. Kıyamete kadar devam eden bu yol, milyonlarca yolcuya kucak açmıştır. Bu yolun yolcuları bir erkek ve kadından ibarettir. Arzu ile başlayan bu yolculuğun sürekliliği sadakat ve emeğe dayanır. Bu yolculuğu kolaylaştıran da zorlaştıran da yol arkadaşlığıdır. Büyüklerin buyurduğu gibi “ülfet olunca külfet olmaz” sözü bu birlikteliğin vazgeçilmez ögesidir. Yolculara düşen bu meşakkatli yolda sadakat ve istikameti korumaktır. Tecrübeyle sabittir ki, yolda bulduklarını yola çıktıklarına değişenlerin sonu hüsranla sonuçlanmıştır.

Dünya hayatı bir imtihandır. Bir ekim yeridir. Hakiki mümin, ebedi hayatını dünya hayatının geçici sıkıntılarına asla kurban etmez. Mümin, dünyayı bir gurbet diyarı olarak gördüğünden, meşakkatlere asla aldırmaz. Bilir ki gurbet hayatının sıkıntıları hiçbir zaman sona ermeyecektir. Bu anlamda eşlere düşen güzel bir sabırla dünya ve ahiret hayatının huzuru için verdikleri sözü yerine getirmektir. Unutulmamalı ki selametle sonuçlanan yolculukların yakıtı sabır, azığı sevgi, ilacı hoşgörüdür.
İyi yolculuklar

No Comments

Post a Comment